Eski yılda, son iki yazının Kuzey Amerikalı alternatif çizerlere ayrıldığı ve de beklediği tepkileri (!) de almış olan Siberkare yeni yılın ilk yazısında kulvar değiştirmeden bu kez yerele dönmekte. Ülkemizin alternatif çizgi mizahının uç isimlerinden Metin Üstündağ’ın son kitabını ağırlamak ve duyurmak sevinç verici.
Metin Üstündağ (d:1965, Erzincan), namı diğer Met Üst, derin çizgi ve mizah geleneğimizin en tanınmış isimlerinden. 16 yaşında o zamanların Çarşaf dergisinde profesyonel yaşamını başlatan Met Üst, Gırgır, Limon, Nankör, Deli, Öküz ve Leman dergilerinde hem yazdıkları hem de çizdiklerinin yanı sıra editörlük, yöneticilik yapmanın dışında çok sayıda TV senaryosu, futbol yazısı sahibi aşırı üretken bir sanatçı. Son dönemde Penguen dergisinde (kurucu ortağı) çalışmalarını sürdürmekte. Onun için, 1980 sonrası döneminin Türk mizah ve çizgi dergiciliğine yön vermiş bir kaç isimden biri de diyebiliriz ; taklidi de çoktur.

Üstündağ’ın “Pazar Sevişgenleri” isimli çok tutulmuş dizisine ait geçmiş yayınlarının bıraktığı yerden devam eden, ama arka kapağındaki yazıda ,” Bunlar da pazar sevişgeni ama bunlar biraz değişik.Okumuş yazmış, mürekkep yalamış, kitap emmiş, film yemiş, müzik içmiş kişiler. Amma velakin mevzu aşk, seks, ilişki olunca pek de bir şey değişmiyor gibi.” cümleleriyle çok iyi tanımlanmış bu son kitabının adı “Şiyir Sevişgenleri”. (Sel Yayıncılık, Aralık 2009)
Ülkemizin çok kuvvetli çizgi mizah geleneğinin bu ısrarlı sürdürücüsünü “alternatif” kategorisinde tanımlamış olmamız yadırganabilir. Ancak Üstündağ’ın gerek biçim gerekse de içerik tercihi açısından dayandığı Gırgır ekolünün dışına taştığını ve aslında 1960 ların sonu ile 1970 lerde çok güçlü olan ve çok izlenen Fransız alternatif yazar/çizerlerin açtığı kanaldan yürüdüğünü söylemek gerekiyor. Bu ekolün dünyanın her köşesine sıçraması sonucu bu gün için “alternatifliğini” kaybettiğini iddia edebilmek de olası.

Ancak binlerce günlük-haftalık üretim içerisinde iyiyle-kötünün, yenilikçi ile taklitçinin birbirine karışması ve birbirini de kaçınılmaz olarak etkilemesi durumu ve yaptığımız kategorileştirme izleyiciyi pek ilgilendirmiyor. Önemli ve nesilden nesile devamlılık gösteren bir izleyici grubu ,”sıkı” işlerin aradan sıyrılıp ünlenmesine olanak sağlıyor, neyse ki.
“Şiyir Sevişgenleri” nden buraya aldığımız bir kaç örnekten de görülebileceği üzere, Met Üst’de çizgi , metnin taşıyıcılığından başka işlevlerinden arındırılmış ve doğrudan hızla üretilmiş izlenimi veren, yalın ,basit ve sanki çiziktirilmiş gibi duran ,o ünlü ” bunu ben de çizerim !” tepkisine açık (bunu diyenlerin çizebildiği de görülmüş değil bu arada !, en azından ben görmedim..) bir çizgi. Ama taşıdığı metin, sürekli aynı alanda gezip dolaşsa da, Üstündağ’ın yazılarından da çok bilinen aykırı yüksek zeka ve buluş ürünü eleştirel mizahını en kısa sürede okuyucuya iletebilme işlevinde çok başarılı bir çizgi bu. Alternatif çizerlerin ,bazen “sevimsiz” ,”itici” bulunabilen kimi örneklerinden ise çok uzakta.
Çizgi roman, bant ya da karikatür olsun , metnin önemi ortada. Bunu tartışmanın yeri yok. Ancak hem yazıp hem de bunu çizebilen sanatçı sayısı oransal olarak her ülkede azdır. Yazdıklarınızı - ya da başka bir deyimle tahayyül ettiklerinizi- çizebilmede aşırı başarı gösterebilen isimler de , zaten bu alanın starları olurlar. (Bknz.Moebius veya Turhan Selçuk)
Metin Üstündağ’ın çizgide bir anomali yakalamak gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Yıllardır izlediğim kadarıyla o ,bizlere dar bir alanda, yanıp sönen zeka ve mizah pırıltılarını hızla iletmek peşinde ve bunda da çok başarılı. Okuyunca; açıkça ya da içinizden mutlaka gülüyorsunuz esprilere. Bunu sağlamak da göründüğü kadar kolay bir iş değil. (Taklitlerinden sakınınız !)


